Yine Yeniden Lviv – A’dan ‘Z’ye Her Noktasıyla Lviv Bilgileri

Eylül 16, 2018
Lviv - St. Clement Kilisesi

İlklerin yeri hep ayrı oluyor. 2017 yılında hayatımda ilk kez yurtdışına çıktığımda Lviv’e gitmiştim. Yaşadığım hayranlığı anlatmam çok zor. Zaten gelir gelmez yazısını da yazdım ama ne kadarını ifade edebildim, orası sizin yorumunuza kalmış. İlk gidişimde 10 günlüğüne gitmiştim ama 3-4 günü midemden ve dizlerimden yaşadığım rahatsızlıklar yüzünden 6-7 gün rahatça gezebilmiştim diyeceğim ama burun düşüren!, kulak çatlatan! soğuklarından dolayı yine gönül rahatlığıyla gezememiştim. Fakat tam hayallerimdeki bu şirin, ucuz, tarihi ve romantik şehre sıcak havalarda geleceğime ahd etmiştim. 1 Ağustos-5 Eylül 2018 tarihleri arasında hem Lviv’de hem de Ukrayna’nın diğer çok tatlı şehirlerinde bulunduğuma göre size Lviv’in nerdeyse kaldırımlarındaki kesme taşlarının sayısına kadar en ince detayına kadar anlatmanın vakti geldi. Önceki yazımdan çok daha detaylı olacak, yine baştan bildireyim. Onun için aşağıdaki index kısmıyla ilgilendiğiniz kısma tıklayarak oradan başlayabilirsiniz yazıya. Diğer şehir yazıları da sıra sıra gelecek.

Aşağıdakilere göz atmadan önce 2017 Kasım’ında yazdığım ilk Lviv yazısına kısa bir göz atmanızı öneriyorum çünkü aşağıda yazmadığım bazı bilgileri orada zaten yazmıştım.

Ukrayna Lviv Gezi Rehberi - Lviv Opera Binası

Lviv gezim Kıbrıs’ı saymazsak hayatımdaki ilk yurtdışı maceram. İnanılması güç belki ama hayatımdaki en çok istediğim şeylerden biriydi yurtdışına çıkmak. Dondurucu soğukların olduğu 2017 Kasım ayında bu hayalimi gerçekleştirdim ve 10 günlük Lviv maceramdan ayrıntıları tek tek çektiğim tüm fotoğrafları da ekleyerek yazıyorum. Lviv’e ile ilgili çok detaylı bilgiler burada.

Lira & Grivna & Euro

Ben 2017’de Ukrayna’ya yani Lviv‘e gittiğimde 1 TL 7 Grivna’ya denk geliyordu ve döviz bürolarından rahatlıkla aynı miktarlarda bozduruluyordu. Fakat 1-2 Ağustos gibi 5.5 grivna civarında iken 3-4 Ağustos gibi 4.5 grivna civarına düştü maalesef. Siz bu yazıyı belki yıllar sonra okuduğunuzda inşallah eşitlenmemiş olur kurlar. Ne olursa olsun yanınızda euro veya dolar ile gitmenizi ve 100er 100er bozdurmanızı öneriyorum. Çünkü 1 hafta içinde bile hızla yükselebiliyor euro kuru, ben gittiğimin ilk günleri 100 Euro’yu 3120 Grivna’dan bozdurdum. Ama aradan 20-25 gün geçince 100 Euro’yu 3.290 Grivna’ya bozdurmuştum. Ama yanınızda TL varsa en uyguna, Rynok meydanı civarındaki Ermeni katedraline gelmeden sokağın karşı tarafındaki sadece kapısını görebildiğiniz kilisenin yanındaki ofisten bozdurabilirsiniz. İlgili arkadaş Ukraynalı olmasına rağmen az çok Türkçe biliyor ve adı Sevda (bazen Sevgi oluyor adı nedense). Benim adımı söylerseniz fazladan 2 tane daha şeker verir size. 🙂

Lviv Havalimanı ve Uçak Bileti

Uçak biletlerinden bahsetmeye gerek yok; Pegasus haricinde şu ve şu sitelerde kimi zaman kampanya olabiliyormuş. Havalimanına gelirsek, Sabiha Gökçen’de herhangi bir sıkıntı yaşamıyorsunuz. Hatta kabin bagajınız büyük bile olsa sıkıntı çıkartmazlar ama gelirken cehennem azabı yaşatabilir Ukraynalı yetkililer size, onu yazının sonlarında detaylıca yazdım. O yüzden kabin bagajınızın standartlara uygun olması sorun yaşamamanız açısından önemli. Eğer Ukrayna’da daha önce bulunmuşsanız işleminiz 1 dakika içinde halloluyor. Ama ilk kez gelmişseniz sizi diğer Türk vatandaşlarıyla ayrı sıraya alıp küçük bir sorgu için bekletiyorlar. Ama sorgu için panik yapmanıza gerek yok. Sadece dönüş biletinize, rezervasyonunuza ve yanınızdaki paralara bakıp hepsini tek tek fotoğraflıyorlar. Begelerinizin tam olması gerek yoksa sağda solda yazılıp çizilenlere göre belgesi eksik olanı ülkeye almadan İstanbul’a ilk uçakla gönderme ihtimalleri var. Hepi topu 3 belge için riske girmemenizi öneririm. İşlemleriniz bitince havalimanı çıkışının hemen önünde troleybüse binip şehir merkezine geçebilirsiniz. Bildiğim kadarıyla gece 10-11’e kadar çalışıyor troleybüsler. Zaten bir adet durak olduğu için numarasını sormanıza gerek yok fakat yanlış hatırlamıyorsam 9 numaraya bineceksiniz. Ama taksileri hiç önermesem de uçaktan geç vakit inerseniz en azından Uber veya oranın Uber’i olan Uklon’u kullanırsanız daha hesaplı olabilir; çok zor durumda kalırsanız arabası olandan yardım isteyin. Orada her arabası olan ücretiyle taksicilik yapabiliyor ama paranız yoksa yardımcı olurlar diye umuyorum. Troleybüs ile gittiğinizde ise Ivano Frankivski ve Lviv Üniversitesi önünde inip merkeze 5-10 dakika yürüyeceksiniz, yoksa troleybüs oradan merkez dışına çıkıyor (veya ring sefer yapıyor).

Lviv yazları çok güzel, cıvıl cıvıl, her yer park olduğu, her köşe başı gençlerle dolu. Ama ne yalan söyliyim bir kere bile alkolden veya durup dururken azıtan birisini görmedim; gece vakti her ne kadar tehlikeli olsa da parkların içinden geçerken de ve gün içinde şehrin ücra yerlerinde bulunduğumda bile. Beni en çok etkileyen de bu oldu Lviv ve Ukrayna’da. Gerçi bu nadiren de olsa umursamızlık olarak da kendini gösterebildiği için Allah korusun başınıza bir bela gelirse dediğim gibi nadiren de olsa yardım eden çıkmayabilir size.

Kalacak Yer (Hostel & Apartmanlar)

Kalacak yer konusuna gelirsek benim kaldığım yer merkezin hemen dibinde yer alan metruk bir sarayın ! genişçe bakımsız bahçesi içinde yer alan Soborniy isimli hostel. Günlüğü 150 grivna olmasına rağmen booking.com üzerinden rezervasyon yaptırdığım için 110 grivnaya kaldım. Görevli arkadaş Tarık isminde Tunuslu cana yakın bir arkadaşımız. Hatta o arkadaşa ve orada kalan Erzurumlu hacı abi diye tanınan, bana da oldukça çok öğüt veren abimize adımı verirseniz indirimi bilmem ama ellerinden geldikçe yardımcı olacaklardır.

Eğer hostel yerine ev kiralayacak olursanız sakın ama sakın gezerek bulurum diye düşünmeyin. Burada zaten tabela olayı da yok. Geçen sene geldiğimde bir kez gördüğüm parfümcüye tekrar gitmek istediğimde bir yeri asla umutmayan ben 2 gün boyunca dükkanın önünde 8-10 kere geçmeme rağmen arayıp bulamamıştım. Hatta rastgele parfümçüye girip nereye girdiğimi bilmeden parfümcüyü soracaktım. O yüzden gezerek satılık veya kiralık ev bulunmaz. Onu gelmeden önce airbnb.com veya dobovo.com üzerinden yapacaksınız. Ama 2 yerde de kiralayanların telefon numaraları gizli. Evler berbat ise veya sahte resimler konulmuş ise (özellikle dobovo.com’da) yapacak bir şeyiniz yok eğer yanlış bilmiyorsam. Önceden gidip kontrol edemiyorsunuz yani. Hatta adresi bulsanız bile sahipleri içinde oturmadığı için yetkili birisine asla ulaşamazsınız. Lviv’de apartman kiraları ise merkezde 200 $ civarına rahatlıkla bulunabiliyor. Günlük kiralık ise 300-350 grivnadan başlıyor araştırdığım kadarıyla. Eğer olur da apartman dairesi fiyatlarını merak ediyorsanız merkez dışında yeni binalarda 25.000 $’dan başlıyor fiyatlar. 2017’ye göre fiyatlar artmış olsa da belki kışın biraz daha düşüyordur. Merkezde ise binaların %90ı tarihi olduğu için 30-40 bin $’ı geçiyormuş. Duo.com.ua isimli oranın Remax’ı olan emlak ofisinde ise fiyatlara minimum 5 bin dolar veya euro ekleniyor, haberiniz olsun. Lviv’de apartman dairesi satın almak doğru veya kârlı yatırım olur ama o başka yazının konusu. Bu arada parfümler (Dp parfüm dahil) Lviv’de pahalı olduğu için Türkiye’den almanızı öneririm.

Lviv’de Nerede Ne Yiyebilirsiniz

Gelelim kimine göre en çok merak edilen konulardan birine, yemeklere ve içkilere. Önce restaurantlardan başlayalım. Rynok meydanındaki Latin Katedralinin karşısındaki Open restaurantını deneyin. Daha çok sabah kahvaltısı için tercih edebilirsiniz çünkü burada türlü türlü salata, peynir, zeytin ve salata sosları bulunuyor. Çorbalar 29 grivna (ben ilk başta yazdığım gibi mecburen 4 grivnadan hesaplıyordum 1 lirayı) ve içecekler hariç her şey 100 gramı 22 grivna. Yani burada yemekler çok güzel ama tabağı hafiften doldurduğunuzda 500-600 gram geliyor nedense. Şimdi düşünüyorum da iyi ki markete gidip kahvaltılığımı almışım; tüm malzemeleri baton ekmeğin içine koyup hostelin balkonunda yemyeşil bahçeye karşı yemek çok keyifli ve çok ucuz oluyordu. Sadece yeşil zeytin biraz pahalı o kadar, o da zaten Türkiye fiyatıyla aynı fiyat. Bir de 10 çeşit kaşar peyniri olmasına rağmen paketlerdeki krem peynirler hariç pek beyaz peynir bulamıyorsunuz. Bu arada marketin adı Arsen ve merkezdeki Roksalana isimli küçük alışveriş merkezinin alt katında yer alıyor. Bu alışveriş merkezinin yanında ise çok tatlı bir pazar yer alıyor. Peynirlerinizi (eğer varsa) oradan alabilirsiniz. Ama sebze ve meyve fiyatları Arsen ile aynı.

Pusata Hata isimli restaurant (iki şubesi var Lviv’de) yöresel yemekler için en çok bilinen ve tercih edilen orta fiyatlı restaurant. Bir şubesi Lviv Üniversitesi civarında, diğer şubesi ise merkezdeki McDonalds’ın çaprazında yer alıyor. Bizdeki mantıya benzer yemekleri var fakat üzerine bir kaşık ekşi krema (yoğurt değil) ve bildiğin şeker koyuyorlar. İçinde ise kimi zaman domuz eti kimi zaman ise tavuk oluyor. Kimi zaman ise tamamen sade oluyor. Eğer büyük porsiyon ve içinde domuz eti olmayan lezzetli mantı istiyorsanız Rynok meydanında Celestano pizzanın tam çaprazında Azeri bir vatandaşın işlettiği mantıcıya gidebilirsiniz.

Eğer canınız pizza çekerse Celentano Pizza’ya mutlaka gidin. Buradaki pizzaların lezzetinden çok dilimlerin büyüklüğü insanların ilgisini çekiyor. Büyük boy pizza söylediğiniz zaman gerçekten ne kadar aç olursanız olun tek başınıza bitiremiyorsunuz. Eğer yanlış hatırlamıyorsam büyük boy pizzalar ortalama 175 grivna civarıydı. Tabii geçen sene 135 grivna olan pizzalar 19 liraya denk geliyorken bu sene hem zaman gelmesi hem de liranın düşmesiyle 43 liraya tekabül ediyor maalesef. Ama yine de denemenizi tavsiye ederim. Eğer hem daha ekonomik olsun hem de pizza yemek istiyorum derseniz merkezden biraz uzakta Kvadrat.Sushi isimli minik restauranttan sipariş verebilirsiniz, üstelik evlere servisi olan nadir yerlerden birisi burası.

Calentano Pizza

O kadar çok güzel restaurant ve kafe var ki tek tek anlatarak bitiremeyeceğim hatta çoğunun ismini kenara not etmediğim için hatırlamıyorum. Ancak aklımda kalan diğerlerini tek tek yazarsam :

* Nasıl tarif edeceğim bilmiyorum ama Opera binasına doğru giderken Opera binasının sağından geçtiğinizde (veya solundan) sol tarafa baktığınızda tepesinde Kiril alfabesiyle kocaman harfleri olan alışveriş merkezi gibi binaya doğru yürüdüğünüzde o binanın karşı taraflarında ve köşede kalan bir restaurant var Puzata Hata’ya benzer. Orada aynı zamanda daha farklı tatlılar, pişmiş midye salataları, kızartma balık ve daha başka bir sürü yemeği deneyebilirsiniz. Ayrıca fiyatları çok daha ucuz.

* Ryok meydanına çıkan sokaklardan birinde meydana çok yakın köşede başka bir restaurant daha var ki etleriyle ve soslu kızarmış tavuk kanadıyla meşhur. Adı Churrasco Grill & Wine. Biralarını da kavanoz içinde getiriyorlar. Bu arada siparişinizden önce getirilen kurutulmuş balığı derisini soyarak yiyorsunuz ama bayağı bir cebelleşiyorsunuz. Siparişleri getirmeleri o kadar uzun sürüyor ki galiba o esnada balığı soymakla oyalanalım diye düşünmüşler.

Churrasco Grill & Wine Soslu Kanat ve Bira

* Bir önceki yazımda The First Lviv Grill Restaurant of Meat and Justice hakkında yazmıştım. Lviv’e göre oldukça pahalı, aklınızda bulunsun.

* Rynok meydanında köşede Ozzy isimli tavuk hamburger ve dürüm yapan fast food restaurantı var. Burası da gece 2’ye kadar açık, bir kaç kere gittim ve herhangi bir sıkıntı yaşamadım hamburgerleriyle ilgili. Ama bazı yerlerde okuduğuma göre hamburgerlerin tadını iğrenç bulmuşlar. Günahlarını almak istemem ama çok acıkırsanız gidin derim.

* Rynok meydanında olmasa da bir alt caddedinin Danylo heykelinin çaprazındaki alt geçitten karşıya (Rynok meydanına doğru değil) geçtiğinizde çok ünlü Glory Cafe var ki Türk birisi tarafından işletiliyor. Onun karşısında Mc Donalds, yanında Crazy Town isimli güzel bir restaurant ve onun da yanında başka bir restaurant bulunuyor. Mc Donalds hariç iki restaurant da sabaha kadar açık yanılmıyorsam. Denemenizi öneriyorum fakat bir önceki yazımda yazdığım gibi Crazy Town isimli kafede tavuklu dürüm sipariş ederseniz dürümün yarısı tavuklu yarısı ise domuz etinden yapılma sosis ile geliyor.

* Yukarıda bahsettiğim Arsen market ile halk pazarının yanındaki binanın köşesinde (kaldığım hostel ile aynı bina oluyor) Azeri arkadaşların işlettiği dönerci var. Bir türlü gitme fırsatım olmadı ama en az bir kere gitmenizi öneririm.

* Danylo heykelinden yukarı doğru yürüyüp Arsen marketin yanından köşeyi döndüğünüzde şehir içi tramvay hattını göreceksiniz. Tramvay yolunu gidiş yönünden takip ettiğinizde sağ tarafta Ibis otelin karşısında Gürcülere ait börekçi göreceksiniz. Domuz eti ile yapılanın yanında helal! etten yapılan da var ve gerçekten çok lezzetli. En az bir kere tatmanızı öneririm.

* 2017 yılında Lviv’e ilk kez gittiğimde Opera binasının arka taraflarına doğru yol alırken burnuma 80li yıllarda kullandığımız fritözde kızartılmış tavuk kokusu geldi. Etrafı ahşap çıtalarla çevrili ahşap bir kulubenin içine doğru baktığımda gerçekten de burnumun yanılmadığını anladım. Gelirken uğrarım diye düşünürken yine aynı yere baktığımda içerinin sanki bambaşka bir yer olduğunu gördüm fakat aklıma takılmıştı bir kere. Bu sefer yine aynı yere gittim ama hiç beklemeden daldım içeri, yine hiç beklemeden yarım kızarmış tavuk, sos (ketçap mayonez karışımı galiba), 2 dilim ekmek ve koca bardakta bira söyledim. Tavuğun tadı çok hafifti. 125 grivna falan verdim. Canınız çok çekerse dediğim yeri bulabilecek misiniz bakalım 🙂

Lviv Çevirme Tavuk ve Bira

* Şu yerlere hiç gitmedim ama keşke gitseydim diyorum, size Tripadvisor linklerini veriyorum, oradan adreslerini bulursunuz : Chaykhana Samarkand, Bubble Waffle, Taksim Restaurant, Black Bison Pub, Burger Joint, Na Mangal Steak House, Trapezna Idey, Arsenal Ribs And Spirits, Delicateka

Biraları, Vodkaları, Viski ve Şampanyaları

Biralarına sıra gelecek ama şaraplarından bahsedersem Ukrayna ve Gürcistan şarapları şekerli, hatta üzerlerinde Rusça okuyabilirseniz semi-sweet yazıyor. Üzüm şırasından farkları yok yani. Ben genelde bira tercih ettiğim için 2-3 kez dışında pek bulaşmadım şaraplara. Hatta gördüğüm kadarıyla bize göre çok geniş şarap markaları yoktu marketlerde ve içki bayilerinde; daha çok bira ve doğal olarak vodka yönünden zengin Ukrayna. Vodkalarını ise maalesef hiç deneyemedim. Sadece 1 kere indirime girmiş olduğu için (100 grivnadan 79 grivnaya) şampanya aldım gelmeme yakın. Fakat şampanyanın tadı bildiğimiz Fanta’dan farksız değildi, tüm şampanyaların tadı benzer midir inanın hiç bilmiyorum. 1 kere de yine indirime girdiği için (55 grivna kadar) küçük şişede Kobleco marka Brendy’i denedim, bildiğim kadarıyla İtalyan viskisi olarak biliniyor Brendy. Tadını çok merak etmeme rağmen kanyak alma fırsatım da olmadı maalesef.

Biralara gelince nerdeyse içtiğim her biranın fotoğrafını çektim, daha sonra (yani bu yazıyı yazarken) yorumlarım diye düşünerek. Hepsini tek tek yorumlayacağım ve resimlerini tek tek ekleyeceğim buraya ama tüm bunların içinde en iyisi bence Lvivska birasıydı. Genel bir yorum yaparsam denediğim 1-2 bira hariç ve aromalı biralar hariç tüm biralar bizim biralarımızdan çok da farklı değildi. Fakat bazı günler 10-12 grivnaya kadar inen kampanyalar olunca ister istemez her birayı alıp denemiş oluyorsunuz. Bu arada Lvivska birasının yanında Bud ve portakallı Біле isimli biralar şu ana kadar tattığım en güzel ve en hoş içimli biralar olarak hafızamda yer etti.

Bu arada yeri gelmişken şunu yazmakta büyük fayda var. Ukrayna’nın herhangi bir şehrinde gündüz veya gece, parkta veya yolda bira içmek yasak. Her ne kadar özellikle gençlere sorduğunuzda hiçbir sıkıntı olmadığını söylese bile bunu yaparak polislere rüşvet alması veya başınızı belaya sokması için fırsat vermiş olursunuz. Benden uyarması; ayrıca şu yazımda Lviv’de bir pansiyonda yaşadığım bir sıkıntıyı anlattım. Konu bira (veya alkol) değildi tabii ama her memlekette şerefsiz bulunuyor maalesef. Maksat güzel güzel tatilimizi yapıp ağız tadıyla ülkemize dönmek iken birilerine koz vermemek en güzeli.

Gece Kulüpleri, Barlar ve Kafeler

* Ben şahsen gece kulüplerini veya benzeri yerleri hiç sevmem. Açıkça konuşmak gerekirse para tuzağı olduğunu düşünürüm; tarz, karakter ve zevk meselesi. Ama gerek Lviv’de yaşayan Türklerden gerekse de turist olarak gelmişlerden gördüğüm kadarıyla oldukça talep var böylesi yerlere. Haliyle 1-2 cümle yazmak istedim çok abartmadan. Rynok meydanına 2-3 dakikalık mesafede 2-3 tane striptiz kulüp saydım ben. Çünkü Rynok meydanında sabah akşam elde broşür dağıttıkları ve hostele gitmek için kulüplerden birinin önünden geçmem gerektiği için saymamak elde değil. Gerekli bilgileri internette hem de Türkçe bulabilirsiniz zaten.

* Gece kulübü-disko-birahane karışımı Stargorod diye bir yere tesadüfen gitmiş bulundum. Buraya gitmek için eğer yanlış hatırlamıyorsam Pinzel Müzesinin yanındaki dar bir alandan geçmeniz gerekiyor. Pinzel Müzesine ise Arsenal Silah Müzesinin yanından Rynok meydanının tersine doğru ilerlediğinizde bizdeki kadar yüksek olmayan kale duvarlarının önündeki alt geçitten karşıya geçmeniz gerekiyor. Eğer bulamazsanız ve elinizde harita da yoksa Lychakivska (Личаківська) caddesinin başında olduğunu belirtiyim. Mekanı bulup içeri girdiğinizde ufak bir üst aramasından geçiyorsunuz. İki türlü eğlenme düzeni var, isterseniz 300 grivna peşin ödeme yapıp yüksek tavanlı ve küçükçe bir sahnesi olan ama gerçekten yiyip içerken veya eğlenirken çok farklı hissedeceğiniz salonda oturursunuz. Veya herhangi bir ön ödeme yapmadan bahçesinde biranızı yudumlarsınız. İçerisi akşam 11den sonra renkleniyor ve özellikle gençler sahnede eğlenmeye başlıyor. Bu yazıdan sonra ne olur bilmiyorum ama bizim Türklerin pek rağbet etmediği bir yer olduğu için herhangi bir taşkınlık görmedim ben. Bahçesi ise daha çok yerel halkın gittiği, biraların 50 grivna kadar olduğu güzel bir yer.

* Ukrayna’nın en batısından (Lviv civarı) en doğusuna (Mariupol) kadar her köşe başında Aroma Kava isimli Arap sermayeli büfe / kiosk şeklinde (gazete bayileri gibi) kafeler mevcut, ister oradan ister şehrin diğer yerel kafelerinden kahvenizi alabilirsiniz. Kahveler her yerde çok ucuz, küçük boy bardakta Amerikano kahve sade 16 grivna, sütlü 20 grivna civarında.

* Lviv Croissant’ı söylememe gerek yok galiba. Rynok meydanına çıkan ana caddelerden (sokak) birinde yer alıyor bir şubesi. Diğer şubesi ise yanlış hatırlamıyorsam Svobody caddesinde yer alıyor. Rynok meydanına yakın olan gece 2’ye kadar açık, içerde 5-6 masa var, dışarda ise 1 masa var. Kruvasanlar oldukça büyük ve gördüğüm kadarıyla sade değil de arasına muz & çikolata veya vişne reçeli koyarak veriyorlar. Her biri 33 grivna. Kahve ile birlikte çok güzel gidiyor. Yemeden gelmeyin.

* Ben İstanbul’da kafelere o kadar az gidiyorum ki buradaki kafelerde limonata nasıl yapılıyor bilmiyorum ama Lviv’de bazı kafelerde gerçekten çok farklı tatlarda ve tamamen şekersiz limonatalar var. Alıp tatmanızı öneririm.

Parkları

Ukrayna’nın her şehri yemyeşil. Bu yüzden benim gibi hem tarihi binaların hem yemyeşil ve bozulmamış doğanın hem de sakinliğin hayranı olanlar için galiba dünyadaki en güzel yerlerden birisi haline geliyor Ukrayna. Öyle ki düzenli geliri olan birinin Ukrayna’da çok rahat ve dolu dolu yaşam sürmesi hiç de zor değil. Lviv de bu özellikleri taşıyan özel şehirlerden biri. Şehrin her yeri orman niyetine parklarla dolu. Gittiğim bir kaç parkı tarif edeceğim size.

Şehrin diğer ucunda ise Execution Hill isimli pek de büyük olmayan bir park daha var ama ben pek bir numarasını göremedim. Galiba ulaşılan ilk küçük parkı geride bırakıp tepeye doğru ilerlemek gerekiyor.

Benim aklımdan çıkmayan 4-5 park daha var. Lviv’e bir daha gidersem High Castle dahil hiçbirine gideceğimi sanmıyorum, Kültür Parkı (Park of Culture – Центральний парк культури) hariç. Buraya 3 ve 5 numaralı tramvay ile gidebiliyorsunuz yanılmıyorsam. Bizdeki Maçka parkının benzeri ama daha sakini ve büyüklük olarak dengi diyebilirim. Ama Maçka parkında parkta olduğunuzu biliyorken burada kendinizi ormanda hissediyorsunuz. Ayrıca parkın girişinde küçük büfelerde ızgara et, tavuk yapan yerler var. Parkın sol tarafı ise Amerika filmlerindeki panayırların küçük bir hali gibi. Hiç abartmadan söylemem gerekirse burada kendin pişir kendin ye olayı da olsaydı bizdeki gibi, sırf bu olay için 2-3 ayda bir mangalı kapıp gidesim gelirdi bu cennetten bir köşeye. Tabii iyi ki böyle bir olay yok ! Bu parkın devamında çok daha büyük ve park değil de orman diyebileceğimiz Stryisky Park isimli başka bir park daha var. Biraz daha ıssız bir yer ama çok daha huzur verici olduğunu söyleyebilirim.

Bir kere High Castle isimli tepeye çıkmanız Lviv’e gidip de görmeden gelmemeniz gereken bir yer. Rynok meydanının yakınındaki Gunpowder Tower (Baruthane) isimli bizdeki kümbetlere benzeyen yapının oradaki yukarı doğru giden caddeyi takip ediyorsunuz ve 10-15 dakika sonra High Castle isimli tepenin oralara varıyorsunuz. Ama ormanın içinden ahşap merdivenlerle yola devam edip taşlarla döşenmiş yoldan tepeye doğru çıkmaya devam ediyorsunuz. Bir 15 dakika sonra Lviv’in en tepesine varmış oluyorsunuz ve tüm şehir her bir noktasıyla avcunuzun içinde görünüyor. Bu yüzden buradan şehre kuşbakışı bakmadan dönmeyin.

High Castle (Yüksek / Tepedeki Kale)

Mutlaka görmeniz gereken parklardan bir diğer ikisi Botanik bahçesi ile 50 adım uzaklıktaki ‘Sand Lake’ isimli yine cennet bir doğal park. Botanik bahçesi çok büyük değil. Belki büyükçe 2 halı saha büyüklüğünde vardır diyebilirim. Ancak çeşit çeşit ağaçlar, çiçekler ve börtü böcekler beklemeyin. Sadece bir kaç çeşit ağacın olduğu koru gibi düşünebilirsiniz. Asıl sürpriz gölün olduğu parkta. Sürpriz dememin sebebi gölün güzelliğinden, yaz ortası olmasına rağmen çok az insan olması, insanların Ukrayna’nın genelinde olduğu gibi kendi hallerinde olması, ağaçların ve yeşilliklerin nerdeyse el değmemiş olması ve gölün üzerinin yemyeşil çiçek yapraklarının kaplamış olması ile öğle sonrası güneş ışıklarının gölün hafiften vurmasının insanı mest etmesinden dolayı. Yani, evet görülecek bir yer küçük olmasına rağmen.

Bahsedeceğim son 2 park ise Kaiserwald ile Yerel Halk Mimarisi müzesi. Aslında bu son söylediğim müze olmasına rağmen açık hava müzesi olduğu için ve çok geniş bir orman arazisi üzerine kurulduğu için park olarak saydım. Kaiserwald ise orman ile park arası ama orman vasfına daha çok yakın bir yer. Özellikle açık hava müzesini gezmenizi öneririm. Gidiş, geliş ve gezme toplam 4 saat yetebilir.

Müzeleri, Sarayları, Kaleleri ve İkonik Binaları

Dünyada, Fransa’nın doğusunda kalan bir çok şehir için ‘Doğu’nun Paris‘i’ sıfatı kullanılıyor, o şehrin Paris kadar özellikle tarihi olduğunu belirtmek için. Gerçi şu yazıyı yazdığım tarihe kadar Paris’i de diğer şehirleri de görmedim ama incelediğim kadarıyla bu sıfata en layık olanlardan Budapeşte, Bükreş, Prag ve her ne kadar son 15-20 yılda ihanet üstüne ihanet edilircesine çirkin betonlara boğulmuş olsa da İstanbul’u sayabiliriz. Lviv için de son yıllarda artan ünüyle birlikte ‘Doğu’nun Paris’i’ veya ‘Küçük Paris’ nitelemesi kullanılır oldu. Hayatımda gördüğüm ilk yurtdışı şehri olmasından ötürü bende her zaman özel bir yeri olsa da gerçekten de Lviv merkezindeki bir kaç tarihi sokaktan ibaret değil. Şişli kadar bir alandan daha büyükçe bir alanda yeni bina görmek gerçekten çok nadir. Ve var olan binalar da bizdeki gibi restorasyon ucubesi olmadığı için insanın bu tarihi, şirin, romantik ve şimdilik çok ucuz şehirde ömrü boyu yaşayası geliyor.

Lviv’de Paris’teki kadar dünyaca ünlü müzeler yok ama ben gittiğim ve gitmesem de önerdiğim tüm müze, saray, kale ve ikonik binaları aşağıya kısaca yazıyorum. Önceliği Potocki sarayına vermek gerek. Lviv’e ilk gittiğim 2017’de şehre ayak bastığım akşam hosteli bir türlü bulamayınca bu sarayın önüne çıkmıştım tesadüfen. O vakit ara sokak sanmıştım bulunduğu caddeyi; ara sokaklarında bile saraylar varsa bu şehir gerçekten hayallerimdeki şehir diye düşünmüştüm. O yüzden yeri bende ayrı. Geniş bir bahçesi var. Bahçe kapısından girdiğinizde sağda büyükçe ve modern mimarili bir sanat galerisi var. İkisinin arasında ben gittiğimde konser hazırlıkları vardı. Sarayın girişteki ön bahçesi ve arka bahçesi bizdeki gibi gelin-damatların fotoğraf çekimi için yaz kış cazibe yeri. Sarayın içerisinde 2 katı gezebiliyorsunuz. Ama her kat için ayrı bir ücret alınıyor. Sarayın tarihini şurada ve şurada bulabilirsiniz.

Ukrayna’nın hemen hemen her şehrinde tam merkezde bir opera binası var herhale. Lviv’de çok etkileyici bir Opera binası var ve Lviv’in en ihtişamlı yapılarından birisi konumunda. Ukraynaca (veya Rusça) bilmeseniz bile en azından bir opera eserini izlemenizi öneririm. Bazen bilet kalmadığından dolayı biletinizi önceden internetten almanız öneriliyor. İçeriye göz atmama izin vermeyeceklerini düşündüğümden binanın içini görme fırsatım olmadı maalesef.

Belediye binası (City Hall) Lviv’in merkezinin/meydanının tam ortasında yer alıyor. Etrafında 4 adet tarihi çeşme var, isimleri yanlış hatırlamıyorsam : Amphitrite, Adonis, Neptune ve Diana. Bina halen resmi işler için kullanılıyor ama binaya ait meşhur bir kule var ziyaretçiler için, biraz yoruluyorsunuz kulenin tepesine çıkmak için ama sonunda değiyor. En tepeye çıktığınızda Lviv’in dört köşesini avucunuzda hissediyorsunuz resmen. Şehri tepeden görmek için High Castle yerine daha çok burayı tercih etmelisiniz.

Pidhirtsi Şatosu Lviv’in 85-90 km dışında geniş bir çayırın ortasında yer alan terkedilmiş bir şato. Varlığından İstanbul’a geldikten sonra haberim oldu. Yoksa ne yapar eder gidip hal hatır sormak isterdim. Ne de olsa biz de harabat ehliyiz. Resimlerine buradan bakabilirsiniz. Diğer şato ve kalelerin tanıtımları için şu siteye göz atabilirsiniz.

Lviv Ulusal Müzesi Ön taraftaki bina ziyaretçilere kapalı. Arka taraftaki daha yeni bina ise 2 katlı sanat galerisi olarak hizmet veriyor.

Din Tarihi Yeraltı Müzesi Burası Dominik (Dominician) Katedrali’nin hemen bitişinde yer alan kısa bir yeraltı tünelinden oluşuyor. Tünelde 20-30 adım attıktan sonra sağa dönüp küçük 2-3 odacık ve içinde bir kaç heykelcik ile dini motifler görüyorsunuz. Hepsi bundan ibaret. Pek gizemli ve ilginç olduğunu söyleyemem ama göz atabilirsiniz.

Etnografya ve El Sanatları Müzesi. Merkezdeki Svobody caddesi ile Hnatiuka caddesinin tam köşesinde, şu anda banka olarak da kullanılan ve dışarıdan da hemen farkedilen çok güzel bir müze.

Korniakt Evi (Royal Hall) ve İtalyan avlusu Rynok meydanında siyah binanın (Şapel olanı değil) yanından girilen bina. Yukarı kata çıkmadan düz gittiğinizde İtalyan avlusu diye tabir edilen bahçe ve üstteki katların balkonları karşılıyor sizi. Ben gittiğimde düğün olduğu için bu kısmı gezme veya fotoğraf çekme imkanı bulamadım. Burada ayrıca bir restaurant/kafe de bulunuyor ama servisinin aşırı derecede yavaş olduğu söyleniyor. Bilet alıp bir üst kata çıktığınızda ise sadece bir katını gezebileceğiniz evin tarihi eşyalarının ve tabloların olduğu bir müze var.

Lviv Üniversitesi Benim Lviv’de en çok sevdiğim olay hem insanların hem de binaların bozulmamış ve içleriyle dışlarının bir olması. İfade edilecek çok söz var ve verilecek çok örnek var ama kısaca diyebilirim ki bizdeki gibi restorasyon faciaları veya dışını korumuş gibi yapıp içine sıçıp bırakmak burada geçerli bir eylem değil. Dışı neyse içi de öyle. Sadece bu üniversite binası için söylemiyorum, nerdeyse her bina için geçerli bu. Yani dışı tarihi ise evet, içi de tarihi. Buranın içini gezme fırsatını bulduğumda aynı şeyin burada da gördüm. Tabii ki Harry Potter filmlerindeki Hogwarts okulu gibi değil ama her katı ve koridoru farklı yerlere çıkan tüneller gibi. Mutlaka uğramalısınız. Havalimanından inip troleybüse bindiğinizde merkeze yakın olup da ineceğiniz son durak buranın hemen önü. Ivan Franko parkı ile karşılıklı şekilde konuşlanmış.

Lviv Üniversitesi
Lviv Üniversitesi - İçeriden

Lviv Politeknik Üniversitesi Lviv Üniversitesi’ne sırtınızı verip önündeki Ivan Parkı’nın solundan yukarı doğru çıktığınızda sola sapıp ana caddeye çıktığınızda Organ Salonu’nun önüne çıkıyorsunuz. Burası Doroshenka caddesinin devamı Bandery caddesi oluyor. Bu caddeyi takip ettiğinizde 20-30 adım ileride göreceksiniz Politeknik Üniversitesini. Geldiğiniz yolun sağında, sokağın içinde tepesinde Latince yazıların olduğu eski ve büyük bir kütüphane de yer alıyor.

Lviv Politeknik Üniversitesi

Eczane Müzesi Rynok meydanında, Dominician Katedrali’ne çıkan kısa sokakta bulunuyor. Karşısında cam müzesi var. Benim ilgimi çekmedi hiç ama nedense akın akın ziyaret edilmese bile her gidenin bahsettiği bir yer. Aslında ilgi çekici olan binanın 1735 yılından beri halen eczane olarak hizmeti vermesi. Görülmeye değer diyebilirim.

Lviv Arsenal Müzesi Savaş ve silah müzesi. Önceki ziyaretimde uğramıştım buraya. Rynok meydanının 50-100 adım yukarısında (belediye binasının ön kapısına sırtınızı verdiğinizde sol tarafta) kalıyor. Kabaca iki kattan oluşuyor; üst tarafı soluk kırmızı renkli boyalı, alt tarafı ise taş ile döşeli. Hemen yan tarafındaki dar sokak arnavut kaldırımları ile kaplı ama sanki yüzyıllardır hiç dokunulmamış kadar orjinal. Alt katı ise bilmiyorum ama galiba ‘Slava Ukraina’ parolasıyla girilen meyhane olabilir; o değilse bile ilgi çekici bir meyhane diyebilirim.

Barut Kulesi (Gunpowder Tower) Pek kule denilemez. Bizdeki kümbet mimarisine benzeyen küçükçe bir yapı. Arsenal Müzesi’nin karşısındaki parkın içinde yer alıyor. İçine girilmiyor yanlış farketmediysem.

Bilimadamları Evi Burası dışarıdan çok kez farkettiğim, her önünden geçişimde gelin-damatların fotoğraf çekildiği ve tünelli bir girişten sonra avluya çıkılan bir yer. Sonra merak edip içeri girdim ama karşıma küçük bir avlu çıkınca daha da sağı solu kolaçan etmedim. Meğer içi ahşap harikasıymış. Şuradan fotoğraflara bakabilirsiniz.

Kale (Citadel) Buradan şöyle bahsedeyim. Turist danışma (Information) bürolarından veya tren garından tek sayfalık büyük bir şehir haritası aldığınızda 46 numaralı Bilim Kütüphanesi’nin yanından yukarı doğru çıkıp ormanın içine dalıyorsunuz ama herhangi bir tabela ve hatta patika göremeyeceksiniz. Açıkçası ormanlık yola dalmadan hemen bir kaç adım önce eski bir merdivenlerin aksine toprak patika yoldan gireceksiniz ama ondan sonra sağa doğru gideceksiniz desem nasıl yolu nasıl bulacağınızı tahmin edemiyorum. Ben şansa bir kaç kişiye denk geldim de bulabildim kalenin yolunu. Kale’nin girişi kapalı ve biraz bakımsız durumda. Ormanın içinde unutulmuş bir tapınak gibi görünüyor diyebilirim biraz zorlama da olsa. Ormanın içinde biraz devam ettikten sonra çakıllı yola çıkmanız ve sağdan devam etmeniz gerek. Biraz ilerleyince şu anda özel bir bankaya ait ama kalenin uzantısı olduğu çok belli olan uzunca bir tuğlalı yapı var. Eğer çok merak ediyorsanız haftaiçi ziyaret edebilirsiniz ama bankada işinizin olması gerekiyor ve zaten tüm binayı değil sadece girişineki küçük odayı görebileceksiniz. Şehirde çekip çektirebileceğiniz en ilginç ve güzel mekanlardan birisi diyebilirim bu son kısım için.

Lviv - Kale

Lubomirski Palace Yine Rynok meydanında hatta belediye binasının tam köşesinde, şu anda giriş katı kahve fabrikası (coffee manufacture) ve kafe olarak kullanılan yapı. Alt katları mahzen gibi tünellerden oluşuyor. Bir önceki Lviv yazımda daha detaylı bahsetmiştim.

Lvivarnya Bira Müzesi Buradan haberdar değildim açıkçası. İstanbul’a geldikten sonra bu yazıyı yazmaya başlayınca gördüm sağdan soldan. Binanın alt katı müzeymiş. Müzeyi gezdikten sonra da 4 adet bira türünü tadabiliyormuşsunuz 40 grivnaya. Hatta yorumlara baktığımda çok uygun fiyatlara öğle yemeği ve meze seçeneklerinin de olduğu söyleniyor. Merkezin biraz dışında yer alıyor. Buradaki haritadan bakabilirsiniz. Gitmenizi öneririm.

Lviv Sokakları ve Binalar

Lviv’in oldukça geniş olan merkezi boylu boyunca tarihi binalarla dolu. Ve öyle ki modern bina bulmak çok güç. Tüm binaların nerdeyse %95’i tarihi. Bir çok yerde bakımsız olduğu yazıyor ama ‘dökülen’ bina hiç görmedim desem yeridir. Ve benim şahsen asıl istediğim olan o tarihi binalarla dolu sokakların arasında kaybolmak, Lviv’de mümkün.

Lviv Sokakları

Lviv Sokakları ve Binalar Lviv’in sokaklarını, tarihi binalarını anlatmaya söz yetmez. O yüzden aşağıya bir kaç fotoğraf bırakayım, siz yorumlayın. Elbette İtalya gibi bir çok tarihi şehri olan ülkeleri gezmiş olanlara Lviv çok da aykırı ve çok özel gelmeyecektir. Ama o kişiler için bile hayranlık uyandıracak kadar güzel atmosfere sahip Lviv’in bir çok köşesi.

Kiliseleri

Lvi’in nerdeyse her kilisesini gezdim, bir çoğunun da içini gezdim diyebilirim. Hem içten hem de dıştan harika yapılar olduğunu söylemeliyim. Kiliseler, kilise mimarisi ve kilise resimleri hakkında pek bir bilgim olmadığından dolayı burada da sadece fotoğraf paylaşmakla yetineceğim. Ama önce önemli gördüğüm kilise ve katedrallerin isimlerini yazıyım : Latin Katedrali (Cathedral of the Assumption of the Blessed Virgin Mary) (1493), Ermeni Katedrali (1363), Dominik Katedrali (1749), Dormition Katedrali ve Korniakt Kulesi (1629), Org Salonu, Saint Andrew Kilisesi (1762), Olha and Elizabeth Kilisesi (1911), Boim Ailesi Şapeli (1615).

Şehir içi Ulaşımı

Lviv’de marşrutka isimli dolmuşları, otobüsleri, tramvay hattını ve troleybüs hattını kullanacaksınız. Eğer gezmek için gidiyorsanız yani uzun süreli kalma yoksa aklınızda ve merkezin dışına çıkmayı çok istemezseniz o halde bir çok yere tramvay ile gideceksiniz. Ben genelde yürümeyi tercih ettim şehirlerarası seyahatlerim ve ilçelere gitmek dışında. Kril alfabesinden dolayı ve çoğu kimsenin İngilizce bilmemesinden dolayı sıkıntı yaşayacaksınız. O yüzden noktası noktasına size hangi numaralı tramvay veya dolmuşların nereye gideceğini aklımda kaldığı kadar yazayım. Bunlar önbilgi olsun, gerisini araştırmanızı öneririm.

Öncelikle havalimanına gitmek için hangisine nereden bineceğinizi anlatıyım. Lviv havalimanına gitmek için merkeze yakın Lviv Üniversitesi ve Ivan Franko Parkı önündeki troleybüslere binmeniz gerekiyor. Bahsettiğim üniversite binası merkeze yürüyerek 5-10 dakika uzaklıkta. Bineceğiniz troleybüsün numarası 9 ve üzerinde Airport (аэропорт) yazıyor. Havalimanının sitesinden bakabilirsiniz.

Kiev’de tren garından çıkar çıkmaz öğrendiğim ‘vokzal (вокзал)’ kelimesi ‘gar’ anlamına geliyor. Aslında vokzal dediğiniz zaman tren garı, avtovokzal dediğiniz zaman da otobüs garı/terminali anlaşılıyor. Ama nedense kaç kere vokzal diye elaleme sormama ve да yanıtı almama rağmen tren garı yerine Lviv’in dağında bırakıp geldi vicdansızlar. Yani demem o ki çok iyi Rusça bilmiyorsanız çok iyi araştırma yapmadan adım dahi atmayın. 15-20 kelime dışında Rusça veya Ukraynaca bilmiyorum ama yaşayarak öğrendiklerimi aktarıyorum size . Çünkü belki treninizin kalkmasına 1-2 saat kala tramvaylardan birine binip her ihtimale karşı ‘vokzal’ derseniz ‘da’ diye cevap verebilirler otobüs terminaline veya Allah’ın dağına gitmesine rağmen. Ve ‘train vokzal’ gibi garip bir soru yöneltince kimse anlamıyor maalesef. Şehirlerarası tren bileti almak için şu adresi ziyaret edebilirsiniz.

Bu kısa bilgiden sonra, tren garına gitmek için Rynok meydanında belediye binasını sağınıza alıp aşağıya doğru dosdoğru yürüdüğünüzde ve Svobody caddesini dikine geçtiğinizde gireceğiniz Doroshenka caddesininin hemen sağında tramvay durağı var. Sadece 2 ve 9 numara geçiyor bu duraktan. 9 numara ile tren garına gidebilirsiniz. Tren garı son durak olduğu için kimseye sormanıza gerek yok. Ayrıca durağın yanındaki binanın duvarında tramvayların varış dakikaları yazıyor. Fakat 9 numara sadece tramvay için geçerli. Buradan geçen 9 numaralı dolmuşlar tren garına gitmiyor. Bizzat denedim, çalışmıyor.

Unutmadan belirteyim ki bilet almayı, delgeç ile delmeyi ve yolculuk bitene kadar saklamayı (elinizde veya cebinizde) unutmayın. Ve özellikle tren istasyonuna gidiyorsanız son durağa yakın bir görevli (genelde bayan) tramvaya binerek turistlerin biletlerini kontrol ediyor. Bileti olmayanlara ceza kesme hakkı var, aklınızda bulunsun.

Tren garına farklı bir hat üzerinden de gidiliyor yanlış bilmiyorsam. Merkezdeki Saint Andrew kilisesi karşısındaki Roxolana alışveriş merkezini (aynı zamanda Arsen market) geçince tramvay durağı var. Ben ne yalan söyliyim tren garına gitmek için burayı kullanmama rağmen hangi numarayla gittiğimi hatırlamıyorum. Fakat tren garına giden tramvaylar 1 saatte bir geçebiliyormuş. Fakat şöyle bir şey var ki bu duraktan tren garına birden fazla tramvay gidiyormuş. Bir de size başka bir durağı veya yeri tarif ederlerse teşekkür edin ama beklemeye devam edin.

Şehrin dışında King Cross Leopolis isimli büyükçe bir alışveriş merkezi var. İçinde ne var ne yok aşağıda anlattım ama buraya gitmek için 3a numaralı otobüslere binmeniz gerekiyor. Burası için otobüs garı diyemesem de Lviv ilçelerine giden büyük otobüsler buranın önündeki ana caddeden kalkıyor. Bu avm civarına giden otobüsler Saint Andrew yakınındaki King Danylo heykelinin karşısındaki (Rynok meydanına doğru değil) caddeye girdiğinizde sağ taraftaki duraktan kalkıyor.

Geriye marşrutka dedikleri dolmuşlar kalıyor. Bunlara ben şehrin dışına doğru Aquapark civarına gitmek için binmiştim. Daha da ihtiyacım olmadı. Ama Lviv’de en az konforlu ulaşımın bu dolmuşlar olduğunu bilin. Tabii ki güvenlik yönünden sıkıntı yaşamayacaksınız veya binen kişilerin koktuğunu da düşünmeyin ama çoğu zaman balık istifi gibi tıklım tıklım olduğu için aklınıza bizim metrobüsler gelsin.

Taksilere gelirsek şehirdeki bir çok kişi arabasını taksi niyetine kullanıyor. Şehir merkezinden uzakça bir yere giden olursa daha konforlu gitmek için bu sivil diyebileceğimiz arabaları kullanıyor. Ben hiç denemedim ama gördüğüm kadarıyla kimi zaman belli bir yerde bekleyerek kimi zaman da yoldan gelip geçen arabalardan işaret yapanları durdurarak binebilirsiniz.

Ama eğer illaki taksi olsun ama daha güvenilir olsun diyorsanız Uber burada geçerli. Hatta Ukrayna’ya özgü Uklon uygulaması Uber’den daha ucuz. Hatta ve hatta Yandex Taxi bu ikisinden de ucuzmuş. Taksiler ve Lviv şehir içi ulaşım hakkında söyleyebileceklerim bu kadar.

İlçeleri ve Tren İstasyonları

Lviv’in ilçeleri başka bir alem. Ben bir çok ilçesine tek tek gitmek istedim, en çok beğendiğim ve merak ettiğim Stryi’den (Стрий) başladım. Diğer ilçelerine ise ne yazık ki fırsatım olmadı. Hatta bir iki kere treni kaçırdığım için gidemedim. Ama iyi ki bir tanesine de olsa gitmişim diyorum. Çünkü Lviv’e her ne kadar aşık olsam da bir daha ne zaman gideceğim belli değil. Gitmişken ilçelerinden birini de gezmem iyi oldu. Stryi ilçesini, henüz ben İstanbul’da iken internetten baktığım fotoğraflarda nedense denizi olmayan Büyükada’ya benzetmiştim. Tabii ki tıpatıp benziyormuş diyemem ama 1-2 katlı eski evlerin Büyükada’daki eski Rum evlerine benzemesi, yolların tenhalığı ve temizliği, arabaların neredeyse hiç olmayışı, kiliseler dışında yüksek binaların hiç olmayışı ve dertsiz tasasız insanların varlığı ile Büyükada’ya bu yönlerden benziyor.

Stryi’e (Стрий) gitmek için treni tercih etmeniz daha mantıklı. Ancak şehirlerarası tren hattında başka bir de şehir içi (tramvay olan değil) yani suburban (banliyo) tren hattı daha var. İlçelerine gitmek için bu hattı tercih etmeniz gerek. Şansa bu trenin kalktığı yer de ana tren garının 3-5 dakika uzaklığında. Tramvayla (9 numara) tren garına gideceğiniz zaman büyük tramvay sağa doğru geniş bir alana dönüş yapıp tren garını gördüğünüz zaman inmeniz gerek tramvaydan. İnsanların kaldırımda elbise ve gıda sattığı yerin yanından 20-30 adım ilerlediğinizde zaten gişeleri ve banliyö trenini göreceksiniz. Sadece şunu not edin ki tren kalkış ve dönüş saatlerini ne gişedeki yetkililerden ne de tabelalardan anlamanız mümkün değil. Ve yaz döneminde bile Lviv’e dönüş treni inişten 2 saat sonrasına denk gelmişti. O yüzden cep telefonunuzdan ‘dönüş saatleri’ yazıp Rusça’ya çeviririp gişedeki yetkiliye gösterirseniz yardımcı olacaktır. Ola ki Stryi’den dönüş trenini kaçırdınız, tren garının hemen karşısında 15 dakikada bir irili ufaklı otobüsler kalkıyor Lviv’e. 45 grivna verip otobüsle yine 1 saatte dönüş yapabilirsiniz Lviv’e. Ancak diğer ilçelerin Lviv’e en az 2 saat uzaklıkta olduğunu söyliyim şimdiden. Eğer biletinizi internetten almak hem de saatlerini öğrenmek istiyorsanız şu adrese bakabilirsiniz. Ama İngilizce versiyonu yok sitenin. Lviv’in Ukraynaca’daki hali ise : Львів.

Lviv’den diğer şehirlere gideceğiniz zaman tren en uygun ve en az maliyetli ve en konforlu seçenek olacaktır gerçekten. Bunu tüm Ukraynalılar ve kimi turistler bildiği için tren bileti bulmanız bazen zor olabilir. Özellikle son güne bırakırsanız ve yaz ayı ise biletler %90 ihtimalle tükenmiş olacaktır. O yüzden kredi kartınız varsa şu adresten online tren biletinizi alabilirsiniz. Eğer Lviv’e gittiğiniz zaman alacaksanız tren garına gitmeden merkezden Hnatyuka caddesi N:20 adresindeki ofisten alabilirsiniz. Eğer size daha pahalıya satmaya çalışırlarsa yukarıdaki adresteki fiyatın ekran görüntüsünü alıp gösterirseniz para üstünü vereceklerdir size. En azından bana öyle oldu.

Lviv’in Gezilecek Tüm Yerleri

Diğer başlıklarda gördüğünüz gibi kategori kategori yazdım arşın arşın gezdiğim Lviv’i. Bir kez daha bu başlıkta hem üstünden geçeyim hem de başlıklara sığmayan önemli mekanları/yerleri sıralıyım kısa kısa.

Lychakiv Mezarlığı Burayla ilgili önceki Lviv yazımda bir şeyler yazmış ve bir kaç görsel paylaşmıştım.

Sahaf ve Bit Pazarı

Lviv Tren Garı

Postane Binası Merkezdeki Lviv Üniversitesine çıkan sokaklardan birinde yer alıyor. Devasa binadan oluşuyor. Müze değil veya içinin mutlaka ziyaret edilmesi gerektiğini söyleyemem ama turistik uğrak yerler dışında arada bir yöre halkının gittiği ilgi çekici yerlerde bulunmak şehrin asıl atmosferini farketmenizi sağlar.

King Cross Leopolis AVM Merkezin 20-25 dk kadar dışında önünde oldukça büyük otoparkı da olan bir AVM var. Giriş katında ayrıca bir süpermarket de var, fiyatları merkezdeki fiyatlarla aynı. Ama çeşit ve sayı yönünden benim hayatımda herhangi bir markette gördüğümden kat kat fazla diyebilirim. En üst katında ufak çaplı bir buz pateni pisti var. Aynı katta playstation oyunlarının olduğu kafe var. Hatta aklımda yanlış kalmadıysa bizim çocukluğumzdaki atari salonlarındakine benziyor kimi makinalar.

Aquapark Civarı Bu bölgenin adını bilmiyorum ama Aquapark ve King Cross AVM bölgesi diyebilirim. Gezilecek pek bir yer hatta hiçbir yer yok. Modern, çirkin, bakımsız ve dümdüz binaların arasında harika ağaçlar ve parkları görmek isterseniz King Danylo heykeli karşısındaki minibüsler (numarasından emin değilim) ile bu bölgeye 20 dakikada ulaşabilirsiniz.

Diğer Önemli Bilgiler

Yukarıdaki başlıklar altında satır satır ve madde madde yazdığım bilgilerin yanında son şeyleri de yazmak isterim. Ukrayna için yakın zamanda Avrupa Birliği’ne girecek deniliyor. Eğer burada bir şirket açarsanız ülke AB’ye girdikten çok avantajlı konuma geçeceksiniz. Ayrıca Lviv’de merkeze yakın bir daire almak isterseniz Türkiye ve İstanbul şartlarına göre çok çok ucuza daireler almanız mümkün. Burada evlerin çok büyük kısmı 35-50 metrekare arasında. Fiyatların düşük olmasının bir sebebi de bu ancak 25bin Euro gibi bir fiyat yabancı ülke şartlarına göre oldukça uygun bir rakam.

Merkeze yakın stadyum var ama tüm şehri gezmiş olmama rağmen hiçbir şekilde gözüme çarpmadı. Eğer benim çok aradığım gibi siz de bahis (iddaa) yapmak istiyorsanız şehrin merkezinde ve merkezin dışında küçük küçük kumarhaneleri var. Bunların bir kısmında futbol bahsi yapabiliyorsunuz ama bu makinaların hiçbirinde İngilizce arayüz yok ve yapacağınız bahis sadece 1-0-2 üzerine kurulu. Yani ‘karşılıklı gol’ gibi bir seçenek mevcut değil. Ve söylendiği kadarıyla şehirdeki bahis bürolarının ve küçük kumarhanelerin hepsi mafyanın elinde. Hiç adım dâhi atmamanızı öneririm.

İstanbul’a (yani Lviv’den ayrılırken) gelirken havalimanında bagajınızın ölçülerini kontrol ediyorlar. Benimkisi 9 kiloadan fazla olduğu için oldukça şişkin hale gelmişti. O yüzden gudubet bir görevli kadın uçağı kaçırmama neden olacaktı nerdeyse. Kan ter içinde kala kala ve bavulumun içinden ayakkabılarımı, terliğimi ve 1-2 parça daha eşyayı attıktan sonra ancak aldı beni uçağa. O yüzden İstanbul’dan gidişlerde sorun olmasa bile gelirken tatsızlık yaşamamak için bavulunuzun çok ağır ve geniş olmamasına dikkat edin.

Havalimanına girdikten sonra bavullarınızı veriyorsunuz ardından yürüyen merdivenle yukarı çıkıp kontrolden geçerek bekleme salonuna geçiyorsunuz. Kontrolden geçerken doğal olarak el bagajınızda sıvı (su veya alkol) şişeleri olmaması gerekiyor. Bununla birlikte traş köpüğüne de izin vermiyorlar. Olduğu gibi çöpe atıyorlar. Eğer böyle bir şey yaşarsanız ve elinizdeki mesela hediye içki sizin için çok önemliyse geri dönüp aşağıdaya inerek sıraya girmiş kimselerden bavullarına almalarını rica edin. Yardımcı olacak birisi çıkar illaki.

Şehrin nerdeyse hiçbir yerinde İngilizce tabela veya uyarı yok. Ama eğer Kiril alfabesini öğrenirseniz bazı kelimeleri çözebilirsiniz. Şuradaki sayfadan gerçekten 1 gün içinde Kiril alfabesini sökebilirsiniz.

Şehirdeki hatta ülkedeki genç özellikle alımlı bayanların Ukrayna’nın AB’ye vizesiz geçiş hakkı kazanmasıyla genelde Polonya ve İspanya gibi ülkelere çalışmaya gittiğini duydum bir çok yerde. Pek işinize yaramayabilir ama ek bilgi olarak kalsın burada.

Eğer ek paket almamışsanız Turkcell veya diğer mobil hattınız Lviv’de çekmeyecektir. Turkcell’in satın aldığı Lifecell ve Vodafone, Ukrayna’nın her tarafında gençler tarafından reklamı yapılan iki önde gelen mobil şebeke. Vodafone için ilk ay 100 grivna, ondan sonraki aylar ise 85 grivna vererek hem internet hem sms hem de konuşma paketi alabiliyorsunuz. Lifecell de benzeri bir paket sunuyor zaten. Havalimanından da alabilirsiniz ama aynı fiyatlar geçerli mi emin değilim.

Karşılaştığım yerleşik Türklerden böyle duyduğuma göre ve deneyimlediğime göre Ukrayna’da pazarlık olayı pek yok.

Şehrin dışında Aquapark var. Eğer Lviv’e yazın gidecekseniz benim gibi merkeze yakın havuz arıyorsanız en yakını ve en uygun fiyatlısı burası.

Yukarılarda değindim biraz ama son cümle olarak Ukrayna polisinin özellikle merkezde cop bile taşımadığını ama kadın polisleri neyse de erkek polislerinin büyük bir şerefsiz olduğunu, sizden rüşvet almak için can attığını, ne yaparsanız yapın derdinizi anlatamayacağınızı ve üstüne üstlük başınızın maddi-manevi belaya gireceğini, Sovyet/Moskof ülkelerinde polislerin halk tarafından bile sevilmediğini unutmayın. O yüzden sadece Lviv’de değil Ukrayna’nın herhangi bir şehrinde polisle durup dururken sorun yaşayacağınızı sanmıyorum ama yine de göz göze dahi gelmemeye çalışmanızı, eğer başınız belaya girerse çok üstelememenizi, mecbur kalırsanız 5-10 dolar (ben bir cent bile vermeyecek olsam da) rüşvet vermenizi öneririm. Ben Lviv’i ve Ukrayna’yı çok sevdim, çok seviyorum. Çok büyük sıkıntılar görmesem de yaşadığım bir kaç aksilik yaşadığım güzellikler yanında hiç kalır. O yüzden siz de bu güzelliklere layık olmaya, bu güzelliklere odaklanmaya ve bu güzelliklerden tat almaya bakın.

Gallery Gece Kulübü

* Gece kulübü-disko-birahane karışımı Stargorod diye bir yere tesadüfen gitmiş bulundum. Buraya gitmek için eğer yanlış hatırlamıyorsam Pinzel Müzesinin yanındaki dar bir alandan geçmeniz gerekiyor. Pinzel Müzesine ise Arsenal Silah Müzesinin yanından Rynok meydanının tersine doğru ilerlediğinizde bizdeki kadar yüksek olmayan kale duvarlarının önündeki alt geçitten karşıya geçmeniz gerekiyor. Eğer bulamazsanız ve elinizde harita da yoksa Lychakivska (Личаківська) caddesinin başında olduğunu belirtiyim. Mekanı bulup içeri girdiğinizde ufak bir üst aramasından geçiyorsunuz. İki türlü eğlenme düzeni var, isterseniz 300 grivna peşin ödeme yapıp yüksek tavanlı ve küçükçe bir sahnesi olan ama gerçekten yiyip içerken veya eğlenirken çok farklı hissedeceğiniz salonda oturursunuz. Veya herhangi bir ön ödeme yapmadan bahçesinde biranızı yudumlarsınız. İçerisi akşam 11den sonra renkleniyor ve özellikle gençler sahnede eğlenmeye başlıyor. Bu yazıdan sonra ne olur bilmiyorum ama bizim Türklerin pek rağbet etmediği bir yer olduğu için herhangi bir taşkınlık görmedim ben. Bahçesi ise daha çok yerel halkın gittiği, biraların 50 grivna kadar olduğu güzel bir yer.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir