gokaytemucin@gmail.com 0532 132 56 42
Çok Detaylı Lviv Seyahati Rehberim
17 Kasım 2017
0

Yazı yazmayı pek sevmeyen ama yazdı mı tam yazan birisi olarak tam 1 sene geçmiş son yazımdan bu yana. Ha bugün ha yarın derken bugüne yani Lviv gezimin sonrasına kısmet oldu. Lviv gezim (seyahatim) Kıbrıs’ı saymazsak hayatımdaki ilk yurtdışı maceram. İnanılması güç belki ama hayatımdaki en çok istediğim şeylerden biriydi yurtdışına çıkmak. Ama öyle ama böyle gerçekleştirmenin çok garip bir duygusu varmış. Tüm bu duyguları anlatmak çok güç. Ben en iyisi neler yaşadığımı ve eğer giderseniz rahat bir tatil yaşamanız için bilmeniz gerekenleri en ince ayrıntısına kadar anlatıyım. (çok uzun yazı olacak, baştan uyarayım)

. Uçak bileti, istenen belgeler ve havaalanı
. Para bozdurma
. Ulaşım
. Sağlık meselesi ve temizlik
. Otel ve daireler
. Görülecek yerler
. Alışveriş
. Kiliseler
. Müzeler
. Saraylar
. Yeme-içme ve alkol
. Bizim Türkler

Öncelikle yukarıda yazdığım gibi Lviv gezim benim ilk yurtdışı maceramdı. İyi ki ilk seferim için Lviv’e gitmişim diyorum. Ama burada ilk olarak şunu söylemem lazım. Ben Kasım başında 10 günlüğüne gittim ve o soğuğu hiç tahmin etmeden gittim. O yüzden tahminen Nisan ile Eylül ayları arasında gitmenizi öneririm (Rusya için de geçerli olabilir).

Lviv’de beni en çok cezbeden şey tarihi dokusuydu. 1 yıla yakın sağdan soldan duyduğum “Doğunun Paris’i” tabiri Lviv için gerçekten doğru. Gördüğüm manzarayı hayatım boyunca unutacağımı sanmıyorum. Her ama her sokağı tarihi binalarla ve fantastik mimarisi olan sanat eserleriyle bezeli olur mu ? Oluyormuş işte. İlk karşılaştığım şey soğuk, ikinci olarak ise tarihi doku.

Lviv - Rynok Meydanı

Lviv - Rynok Meydanı ve Belediye Binası (Town Hall)

Lviv - Rynok Meydanı

Lviv - Rynok Meydanı - Gece

 

Uçak bileti, istenen belgeler ve havaalanı

Hemen biraz geri gidip uçak ve havalimanı bilgilerini vereyim. Biraz reklam gibi olacak ama uçak biletini hiç ama hiç sağa sola bakmadan Pegasus’tan alın, en uygun fiyatı oradan bulacaksınız. Ben gidiş dönüş 380 tl civarına buldum. Yaz civarı 450-500 tl civarıydı. 180-200 lira civarına alanlar varmış eğer kampanyaları takip ederseniz. Ödeme sonrası gidiş dönüş bilgilerinizin olduğu belge öncelikli olmak üzere gerekli gördüğünüz belgelerin çıktısını alın. Kalacağınız yer için yaptığınız rezervasyonun çıktısını alın; eğer booking.com üzerinden yapacaksanız Rusça (veya Ukraynaca) halinin de çıktısını alın. Gidiş dönüş belgesi, rezervasyon belgesi ve pasaport: İşte Ukrayna’ya giriş yapabilmeniz için öncelikle bu 3 belgeye ihtiyaç var. Eğer ne olur olmaz diyorsanız sağlık sigortası da yaptırabilirsiniz. Ben İş Bankası’ndan 10 gün için 65 liraya yaptırdım.

Pegasus uçakları çoğunlukla Sabiha Gökçen‘den kalktığı için Taksim’den Havabus ile ulaşmak en kolayı. 15 lira bir ücreti var. Tabii Lviv’de 30 kuruş (30 tl değil) gibi bir ücret vereceğimi bilmediğimden 15 lira bana çok normal geliyor. Karşılaştırma yapsak burada en fazla 5 lira olması gerekir ama ne de olsa burası Türkiye. Uçak yolculuğu 2 saat kadar sürüyor. Lviv havaalanına indiğiniz zaman her yerde yazıp söylendiği gibi ilk kez geldiyseniz sizi ayrı bir sıraya alıyorlar. Küçük bir odada 3-5 dakika kadar sorgu sualden geçiyorsunuz. Ama heyecanlanmanıza gerek yok. Herhangi bir sıkıntı veya geri gönderme gibi bir durum olacağını sanmıyorum. İlginç bir şeyler karşılaştım burada, soruları bozuk bir İngilizce ile soruyorlar ama nedense ‘dönüş bilet’ sorusunu Türkçe soruyorlar. Tüm bu bekleme ve sorgu işlemleri 40-50 dakika sürüyor, ülkeye böylece girebiliyorsunuz.

 

Para bozdurma

Okuduğum bir çok yerde Lviv’de döviz bürolarında Türk parasının geçmediği söylenmiş ama ben her yerde Türk parası bozdurabildim. Eğer aceleniz yoksa havaalanında çıktığınızda taksi yerine 9 numaralı troleybüse binin. 3 grivna veriyorsunuz ki bu da 40 kuruş kadar bir şey yapıyor. Yalnız unutmayın ki bu troleybüs sizi merkezin dibine kadar getirmeyecek. Üniversite durağında inmeniz lazım. Durağın bir diğer adı eğer yanlış hatırlamıyorsam İvano Franko parkı. Burada indikten sonra merkeze yürüyerek 10 dakikada gidebilirsiniz. Bu arada maalesef ama maalesef Türk parası her yerde değer kaybediyor. Ben Kasım 2017 başında gittiğimde 1 tl 7,1 grivnaya eş değerdi. Ama şu yazıyı yazdığım 11 Kasım’da (yani 10 gün sonra) 1 tl 6,8 grivnaya karşılık geliyor. Çok üzücü. Her neyse, sakın ama sakın havaalanında tüm paranızı (tl veya euro) bozdurmayın. 10 lirayı havaalanında 55 grivnaya, şehirde ise 65 grivnaya bozdurdum. Gördüğüm kadarıyla paranızı şehirdeki en iyi kurdan şu bankadan bozdurabilirsiniz. Geri kalan yerlerde daha düşük fiyatlara bozduruyorsunuz. Lviv’de gece 10-11 gibi (belki daha geç saatlere kadar) bile her adım başı küçük küçük gişelerden paranızı bozdurabilirsiniz. Eğer yukarıdaki bankayı bulamazsanız Rynok meydanındaki küçük döviz bürosundan bozdurmanızı öneriyorum.

Bende son zamanlarda bahis aşkı tutuştuğu için ve Avrupa’da bizdekinin aksine tek maç üzerine daha yüksek oranlarda bahis yapıldığı için bahis bürosu arayıp durdum bir kaç kere. Bir arkadaşın yardımıyla bir kaç adres buldum ama ya bulduklarım kapanmıştı ya da futbol maçı oynatmayan kumarhanelere denk geldim. Bir çoğunuz için alakasız olacaktır ama adreslerin olduğu ekran görüntüsünü şuraya bırakıyorum.

 

Ulaşım

Ulaşım olarak troleybüs, otobüs ve tramvay var. Sadece merkezde 1-2 tane bizdeki gibi modern otobüs gördüm. Geri kalan hepsi eskilerden kalma. Bizde 1960-1970lerin İstanbul’unda köşeleri yuvarlak gibi olan otobüslerin benzerini orada da görebilirsiniz. Bunların dışında her yere yürüyerek gidiyorsunuz ki ilk günden benim gibi heyecan yapıp dere tepe gezmeyin. Tatilinizde dikkat etmeniz gereken en önemli şeylerden birisi sağlığınız. Hangi otobüsün nereye gittiğini bilmediğiniz için mecburen gece gündüz yürüyüp yorularak direncinizi düşürmeyin.

 

Sağlık meselesi ve temizlik

Direnç ve sağlık demişken kaldığım hostelde (ki fiyatı günlük 15-16 liraydı) ve bazı self-servis kafelerde bardakları devamlı yıkamıyorlar. Şöyle bir çalkalayıp tekrar yerine koyuyorlar. Su ise bazı yerlerde musluktan içiliyor. Galiba bu iki nedenden ve aşırı yorgun olmamdan dolayı mikrop kapıp midemi bozdum. Eczaneden şu ilaçları aldım da 2 günde geçirdim çok şükür. Zaten musluklardan içilen su bizim çeşme suları gibi tadı kötü. Her yerde satılmayan şu markadan alırsanız temiz temiz içersiniz suyunuzu; tabii kendi bardağınızı da almayı unutmayın her nerede kalırsanız kalın. Bu söylediklerimden insanların veya şehirin pis olduğunu sanmayın. Sokaklar bal dök yala denilecek kadar temiz değil ama İstanbul’dan 10 kat daha temiz diyebilirim. Sağdan soldan koku geldiğini ise duymadım. Bu konularda aşırı derecede titiz birisi olarak rahatlıkla söyleyebilirim bunu.

 

Otel ve daireler

Eğer bir kaç kişi iseniz ve 3-4 hafta kalacaksanız ev kiralamanız daha uygun olacaktır. Ben bir dahaki sefere böyle yapmayı düşünüyorum. Ama 3-4 hafta kalmaya değer mi derseniz ortam olmadığı müddetçe 10. günden sonra birazcık sıkıcı geçebilir. Tanıştığım kişiler buranın çok güzel ama biraz monoton olduğu söylüyor. Kısaca romantik ve kafa dinlenecek bir şehir diyebiliriz Lviv için. Oteller ve daireler yaza doğru pahalanıyor. Ben açıkçası öncelikle hostelde rezervasyon yapayım, oraya gidince daire bulurum diye düşünmüştüm ama ne çare. Binalarda tabela yok. Yani İstanbul’da en çok şikayet ettiğim her tarafın tabelalarla çirkinleştirilmesi Lviv’de pek yok. Ancak internetten arayacaksanız. Bir de eğer internetten bulur ve gider daire sahibiyle konuşmaya çalışırsanız yine hüsrana uğrayabilirsiniz. Çünkü kiralayacağınız daire sahibi o apartmanda oturmuyor olabilir. Çok kez denk geldim bu duruma. Aklınızda bulunsun. Benim kaldığım hostel günlük 110-120 grivna arasındaydı. Yani günlük 16-17 lira civarı. Ancak şu şekilde muazzam derece güzel ve çok iyi restore edilmiş (veya korunmuş) oteller de mevcuttu.

 

Görülecek yerler

Görülecek yerleri ise şöyle anlatıyım, aşağıya geniş bir harita ekledim. Rynok denilen yer (pazar anlamına geliyor) anlayacağınız gibi şehrin merkezi ve belediye binasının (Town Hall) olduğu yer. Yazının başında söylediğim gibi hayran olunacak bir şehir. Bana kalırsa her sokağının adım adım gezilmesi gereken bir yer. Genel itibariyle ikonik yapılar; kiliseler, belediye binası, opera binası, üniversite binaları ve heykellerden ibaret diyebiliriz. Bunların dışında sanat eseri diyebileceğimiz büyük ve tarihi yapılar var tabii. Geri kalan yerler ise parklar ve en fazla 3-4 katlı tarihi binalardan mütevellit. Sokaklarda yerler arnavut kaldırımlarıyla döşeli. Bazı binalar geceleri sarımsı ışık ile aydınlatılıyor ama çoğu bina için geçerli değil ekonomik sebeplerden ötürü. Yine bazı yerlerde binaların ve şehrin bakımsız olduğu yazılıp çizilmiş ki şahsen öyle görmedim ben; şehirdeki binaların nerden baksanız %80’i bizdeki 5 yıllık binalardan daha bakımlı ve temiz durumda. Yeni yeni yapılan binalar yok denecek kadar az. Benim de arayıp bulamadığım buydu işte.

Lviv'de Tarihi Binalar ve Sokaklar

Lviv'de Tarihi Binalar ve Sokaklar

Lviv'de Tarihi Binalar ve Sokaklar

Lviv'de Tarihi Binalar ve Sokaklar

Lviv'de Tarihi Binalar ve Sokaklar

Lviv'de Tarihi Binalar ve Sokaklar

Lviv Svobody Caddesi

Lviv Svobody Caddesi

— Büyük harita ekle buraya —-

Gezilecek yerlere ek olarak kafe ve restaurant dışında bir kaç yere değinmek istiyorum: öncelikle gerçekten şaka yapmıyorum ama Lviv mezarlığını görün. Geldiğim günün sabahın 6’sında yolda yere tüküren birisini görünce içimden bu kesin Türk’tür dedim. Gerçekten de Türk çıktı. Sivas Zaralı, çok da iyi niyetli ve yanlış hatırlamıyorsam TEB bankasında çalışan ismi Mustafa olan bu arkadaşa da ufak hoşbeşten sonra aynı şeyi söyledim: mezarlığı gör kardeşim ! Ben bunu söyleyince Mustafa’nın içine şüphe düşmüştü, yav abi söyle ne var orada diye diretiyordu yolun ortasında. İlginç bir durum daha var ki o anda yolun hemen karşısına (McDonalds’ın önüne) geçip oradaki bayana havalimanına nasıl gideceğimi sorunca sorduğum kişi de Kırım Türk’ü çıkmasın mı! İsmini sormadım ama o da çok sevimli bir arkadaşımızdı. Burayı okuyorsa ona da selam edelim. Gördüğüm diğer Türkleri aşağıda yazacağım ayrıntılı olarak.

Mezarlığa giden yolda muazzam bir Veterinerik Akademisi binası var. Orayı görmeden dönmemenizi öneririm.

Lviv Veterinerlik Akademisi

Lviv Veterinerlik Akademisi

Lviv Veterinerlik Akademisi

Lviv Veterinerlik Akademisi

Veterinerlik Akademisi’nin binası ve devasa bahçesinin hemen yanında patika yol mevcut. O kısa patikayı izleyerek bir başka Saray’a ve Psikoloji-Anatomi-Histoloji binasına çıkabilirsiniz. Merkeze yakın yerlerden bir tanesi de Bilim Kütüphanesi. Lviv’de çok sevmeme rağmen hiçbir kütüphaneyi ziyaret edemedim, Kiril alfabesinden hiçbir şey anlamadığımdan olsa gerek. Burasnın ise sadece dışarıdan fotoğrafını çektim.

Mezarlık demişken şehrin öteki ucundaki kaleye de çıkmayı unutmayın. Galiba o noktada bir de büyükçe televizyon anteni göreceksiniz ki üzerine Ankaragücü arması yapıştırılmış herhalde. Ben bir tek oraya gidemedim. Şehrin öteki ucunda ise tren istasyonu var ama onu yazının sonuna saklıyorum. Bunların dışında dediğim gibi sokakları arşınlarsanız güzel yerlerle karşılacaksınız. Zaten her yer yürüme mesafesi. Yukarıdaki detaylı haritadan edinin bir şekilde ve gideceğiniz yerleri günlere bölün. Yoksa öbür türlü günlerce aynı yerde gezip gezip durursunuz.

Kale civarına gitmem mümkün olmadı ama Belediye Binası’nın kulesinden şehri izleme imkanım oldu. Yazının diğer kısımlarında söylediğim gibi maddi yetersizliklerden dolayı her binanın aydınlatılması mümkün değil Lviv’de. O yüzden kuleden aşağı bakınca ışık cümbüşü göremiyorsunuz ama çok ilgi çekici ve romantik bir manzara sizi bekliyor. Asansör olmadığı için kuleye adım adım çıkıyorsunuz, oldukça yoruyor ama aşağıdaki fotoğraflara bakınca kesinlikle çıkmaya değer.

Lviv Belediye Binasından Şehre Bakış

Lviv Belediye Binasından Şehre Bakış

Lviv Belediye Binasından Şehre Bakış

Lviv Belediye Binasından Şehre Bakış

 

Alışveriş

Lviv’de gördüğüm kadarıyla ve giden herkesin söylediği kadarıyla giysi alışverişi İstanbul’a göre pahalı nedense. Ama eğer görmek isterseniz Opera binasının 10 dakika kadar ötesinde Forum Lviv isminde alışveriş merkezleri mevcut. Böyle bir yazı yazacağımı bildiğim için bir kaç mağazadanın fiyatlarının fotoğrafını çektim. Mesela Levi’s için fiyatlar şu şekilde. Teknoloji alışverişi de aynı şekilde İstanbul’dan biraz pahalı. Moyo isimli Svodody caddesinin Rynok meydanında kalan kısmında yer alan teknoloji mağazasında cep telefonu fiyatları şu şekilde.

Alışveriş kategorisine girer mi tam emin değilim ama Dominic Kilisesinin arka tarafında tezgah üzeri bit pazarı ve sahaf bulabilirsiniz. Eski plaklardan, dergilerden, doğal olarak kitaplardan hatta ve hatta dayıların yüzlerinden de görüleceği üzere bizim sahaflardan nerdeyse hiç farkı yok.

 

Kiliseler

Kiliseler yukarıda yazdığım gibi Lviv şehrinin görülmesi gereken yapılarından önemli kısmını oluşturuyor. Her biri farklı kültür ve mezhebe ait kiliseler olduğunu sanıyorum. Ayrıca kimisi kilise kimisi şapel kimisi katedral kimisi ise manastır olarak geçiyor. Bir çoğunun içine girdim ancak dışarıdan çektiğim fotoğrafları ekliyorum aşağıya.

Lviv Uspenian Kilisesi

Lviv Dominik Kilisesi

Lviv Dominik Kilisesi

Lviv Aziz Peter ve Paul Kilisesi

Lviv Latin Katedrali

Lviv Carmelite Manastırı

Lviv

 

Müzeler

Şehirde bir çok müze var. Hepsine uğrama fırsatım olmadı maalesef. İlk önce Rynok meydanının arkasında kalan silah müzesini gezdim. 2 katlı, pek de büyük olmayan, silah ve kılıçların sergilendiği otanti bir binada yer alıyor. Ayrıca bizim eski Türklere de benzeyen ama hiç alakası olmayan şöyle bir sergiye denk geldim müzede.

Lviv Silah Müzesi - Dışarıdan

Lviv Silah Müzesi Yan Sokağı

Lviv Rynok Meydanı Hediyelik Eşyalar Müzesi

Silah müzesi dışında, Pinzel adında bir başka müze mevcut. Tabii ben daha sonra farkına vardım şehrin müzeler cenneti olduğuna. Pinzel müzesine girdim ama tek katlı ve ufak bir yer olduğunu görmemle çıkmam bir oldu. Ne müzesi olduğuna dair hiç fikrim yok açıkçasıç

 

Saraylar

Lviv’de 2 tane saraya denk geldim. Potocki Sarayı’na haftasonu uğrayabildim merkeze ve kaldığım yere oldukça yakın olmasına rağmen. O yüzden kapalıydı ama bahçesine girenler vardı. İsmi garip diğer sarayın (Semenskych Levytskych Sarayı) ise özel mülk olduğunu sanıyorum. O yüzden giriş yasaktı; ancak dışarıdan çekebildim fotoğrafını.

Lviv Potocki Sarayı

Lviv Potocki Sarayı

Lviv Semenskych Levytskych Sarayı

Lviv Semenskych Levytskych Sarayı

 

Yeme-içme ve alkol

Yemek konusuna gelirsek kahvaltı adına pek bir yer yok. Bütün yerleri hafızamdan yazıyorum, isimleri yanlış hatırlıyor olabilirim ama Svit Kavy isimli yerde ev yapımı yoğurtla karışık müsli yiyebilirsiniz. Yanında kayısı marmelatı getiriyorlar. Denemek için sandviç arası şöyle bir şey yedim, fena değildi. Bunun üzerine közde kahve içerseniz ki tadı Türk kahvesine benziyor, tadına doyum olmaz. Söylediğim yerlerin fiyatlarını yazmıyorum çünkü hepsi bizdeki fiyalarla asla ama asla kıyaslanamayacak kadar ucuz. Bu Svit Kavy dediğim yer Latin Kilisesinin (Rynok meydanı) hemen dibinde. Ama gördüğüm kadarıyla Rynok meydanındaki caddede aynı isimden bir başka kafe daha var.

Bahsettiğim kafenin çaprazında Open diye bir başka restaurant var. Buranın konsepti biraz farklı. Açık büfe gibi ama 100 gramı 19 grivna her malzemenin. Yani tabağı tıka basa dolduruyorsunuz sonra tabak tartıldığında 500 gram geldiyse 100 grivna veriyorsunuz, bu da zaten 14 lira gibi bir şey. Yeri gelmişken söylemek gerekirse hemen hemen her restaurantta domuz eti bulunuyor. Ayrıca belirtmeniz gerek “no pork” veya benzeri şekilde.

Rynok meydanının hemen köşesinde Celentano isminde bir pizzacı var. Büyük boy pizzaları gerçekten çok büyük. Yani çok aç dahi olsanız 1 kişi bitiremeyebilirsiniz. Ton balıklı olan gayet güzeldi. Geniş bir menüsü var, fiyatları gerçekten çok uygun.

Daha yöresel bir şeyler isterseniz Rynok meydanının alt caddesi olan Svobody caddesinden Shevchenka (Şevşenka) caddesine girip McDonalds yakınındaki Pusata Hata‘ya gidebilirsiniz. İç mekanı, İstiklal Caddesi’ndeki Markiz’i hatırlatıyor, galiba bir kaç yıl önce restaurant olmuştu orası da. Burada da fiyatlar ucuz ve burada da bir kaç yemek domuz etinden oluşuyor. O ünlü borş çorbasını buradan yiyebilirsiniz. Borş çorbasının tadı gayet güzel. Öncelikle yoğurt koyuyorlar kaseye, üstüne patates, lahana, havuç ve bir iki sebzeden daha oluşan asıl çorbayı koyup servis ediyorlar. Tadı nerdeyse pancar tadı gibi. Unutmadan, tepsiyi alıp salataları gördüğünüz yerde pasta şeklindeki kat kat yiyecek ciğerden yapılıyormuş, haberiniz olsun. Yaban ellerde ne idüğü belirsiz ciğerle midenizi bozmayın sonra.

Rynok meydanında Latin kilisesinin hemen karşısında şöyle tabelası olan mantıcı var. Sahibi Azerbaycanlı. Lviv’de mantı biraz farklı. Bizim bildiğimiz mantı tanelerinin kat kat büyük haliyle ve 4-5 parça sunuluyor. Ayrıca yoğurt nedense her yerde yok, mantı üzeri için tadı yoğurda benzer “sour crema” getiriliyor ama ekstra ücretle (1-2 lira). Ama tadı gayet güzeldi mantının.

McDonalds’ın yanında galiba 24 saat açık olan Crazy Town isimli restaurant çok güzel. Ama bana gelen dürüm ilginçtir ki bir tarafı tavuklu diğer tarafı etliymiş (salami). Biraz midem bulandığı için aklımda iyi yer etmedi orası. Yoksa çok güzel yemekler yiyebilirsiniz. Eğer yanlış görmediysem bira+midye bile bulunuyor menüsünde. Yine ek olarak pork tabirinin yanında bacon ve salami tabirlerinin domuz etiyle ilgili olduğunu söyleyebilirim ancak tam emin değilim. Bazı garsonlar yarım ağızla alakası olmadığını söylediler ama pek inanmadım nedense. Abarttığımı sanmayın, seven var sevmeyen var ne de olsa.

The First Lviv Grill Restaurant of Meat and Justice adlı her yerde övülen restaurant ise İstanbul şartlarına göre ucuz olabilir ama Lviv’e göre çok pahalı. Bence başka yer arayın et yemek için. Benim sipariş verdiğim et gayet güzeldi, tabiri caizse kurban etine benziyordu tadı. Tam pişmiş değil de “medium well” sipariş ettiğim için olabilir.

Yine Rynok meydanının tam köşesinde kahve dükkanı var, karanlık mahzenlerine (underground) inip kahvenizi içebiliyorsunuz. Tabii burada başka atraksiyonlar yok değil, kahvenizin üstüne şeker serpip bildiğiniz lav tabancasına benzer zımbırtıyla sadece bardağınıza değil masaya da olduğu gibi alevler püskürtüp 1-2 dakikalığına aklınızı alıyor. Biraz gerilmiştim ben o sahnede. Meydana ve bu bahsettiğim kafeye yakın ama atraksiyonu olmayan Coffee Manufacture diye başka bir kafe var. Kafe demişken şehrin her köşesinde bizdeki gazete bayilerine benzer ama daha şekilli kahve dükkanları mevcut. Hatta bunlardan Aroma Kava isimli her yerde açılmış olanlar mevcut. Kahvenizi sipariş verip parasını ödeyip alıp gidiyorsunuz (to go). Aklımda kaldığı kadarıyla Espresso 12 grivna (2 liraya yakın), Americano ise 16 grivnaydı (2,25 lira). Hatta şöyle bir kart alırsanız %10 indirim ve 7 tane kahve sonrası ücretsiz kahve alma hakkınız oluyor.

Derin mahzenleri olan kafenin çaprazında vişne şarabı (ya da vişne likörü) içebilirsiniz. Ben denemedim maalesef o yüzden tam emin değilim. Yine meydana yakın bir yerde erimiş çikolatanın tadına bakmanızı öneririm. Latin katedralinin diğer köşesinde ise Commun isimli bir kafe mevcut. Buradaki konsept de farklı bizdekilere göre. Buraya saatlik ödeme yapıyorsunuz ve içerideki PS4, bilgisayarlar, tablet, telefon şarj etme, masalar, toplantı odası ve masa oyunlarından faydalanabiliyorsunuz. Ayrıca çay, kraker ve bisküviler de ücretsiz. Evet istediğiniz kadar çay içebilirsiniz ama farkettiğim kadarıyla kimse dönüp de tenezzül dahi etmiyor. Eğer dönüşte check-in olayını bilgisayardan yapıp çıktısını almanız gerekiyorsa buraya gelebilirsiniz. Çıktılar fiyata dahil galiba. Manzarası da çok güzel, çayınızı alıp pencerelerin geniş kenarlarına oturarak dışarının tadını bir güzel çıkartabilirsiniz. Burada dikkatimi çeken bir başka şeyi söyliyim, ben pencere kenarında oturup çayımı içiyorkan seminer tarzı bir etkinliğe dönüştü ortam. Ancak bir Allah’ın kulu gelip de kardeşim içeri geçer misin veyahut kimsin, kimlerdensin, hangi ülkedensin demediği gibi rahatsız olmıyım diye dönüp bakmadılar bile; tam tersi soğukluk anlamına da gelmesin bu. Biraz kendi halinde millet diyebiliriz Ukraynalılar için. Yolda yolakta adres sorduğunuzda canla başla yardımcı olmaya çalışıyorlar, gayet güler yüzlüler, temizler, iyi niyetliler. Ben çok sevdim açıkçası. Bu arada iyi niyetleri bazen rahatlığa dönüşüyor. Yani bizden oldukça rahatlar. Kaldığım hostelde dünyalar tatlısı Anfisa ve annesi Svetlana ile tanıştım, doğumgünü tatili için gelmişler Kherson’dan. 2-3 gün boyunca güzel güzel sohbet ettik. Normalde bizim ülkemizde anne ile kızı bir şehirden başka bir şehire gidip otel/yurt odalarında kalmaya cesaret edemez. Etse bile orada kalan diğer kişilerle oturup rahat rahat sohbet edemez. Benim iyi niyetli olmam da etkili oldu tabii. Yine de çok dikkatimi çekti ve çok sevindim sohbetlerine. Bu arada diğer ilginç şey ise kaldığım hostel dahil bir çok yerin tuvaletlerinde unisex yani kadın erkek ayrımı olmaması. Çok da mantıklı aslına bakarsanız.

Anfisa, Svetlana ve ben

Gelirken hediye olarak bir şişe şarap ve bir şişe votka aldım iyisinden. Şimdiden sizi uyarıyım, aldığım şarap şöyle bir şey ama tadı şekerli. Yani şarap yerine vermut almış olabilirim. Votka ise gayet güzeldi. İkisine toplam 220 grivna (31 lira civarı) ödedim. Havaalanında farkında olmadan şöyle bir hata yaptım. Bavulum olmadığı için içkileri el çantama koymuştum ama uluslararası yasak olduğunu unutmuşum. Bu şekilde el koyacaklarını söyleyince mecburen birilerinden rica ettim bagajlarına koyması için, sağolsun bir bayan arkadaş yardımcı oldu. Ona da teşekkür ediyorum. Freeshop’ta ise Jack Daniels‘ın 1 litrelik fiyatı 23 euro’ydu. Çok içki içen birisi olmadığım ve orada bir vatandaşın azizliğine uğradığım için alamadım maalesef. İstanbul havaalanı freeshop’unda 27 euru’ydu, aklınızda bulunsun.

Bir kaç tane bar ve pub’dan bahsediyim. Gerçekten çok beğendiğim yerler oldu. Öncelikle ilk gün kaldığım yerin (Dudayeva sokağı) yakınlarında Lemberg diye bir yer önerdiler. Giriş katta yer olmadığı için küçük mahzen gibi alt kata indim ama maalesef servis burada aşırı yavaş. Buradan ismini unuttuğum ama İngiliz pub’ına geçtim. Diğer pub ve barlara göre biraz pahalıydı. Rynok meydanındaki Pravda zaten oldukça meşhur. Ama birası ve acılı patlamış mısırı bana çok berbat geldi. Üst katında ise denk gelirseniz canlı müzik oluyor. Yalnız burada tam hödük bir barmene denk geldim, bu da şehirde karşılaştığım ikinci cins vatandaştı. Lviv’de biralar için açık sarı (blonde, yellow, open) ve koyu (brunette, dark) ayrımı var. Biranızı ısmarladıktan sonra sorarlarsa şaşırmayın. Bir başka yer ise Lazy Dog isimli pub. Burada eğer seviyorsanız futbol maçlarını da izleyebilirsiniz. Ben Beşiktaş – Monaco maçını ararken denk gelmiştim buraya. Hiç unutamacağım anılardan birisiydi. Mutlaka gitmenizi önerdiğim bir başka bar ise Rynok meydanındaki belediye binasının yan üst cephesinden (hediyelik eşya müzesinin olduğu kısım) ilerleyip sağa doğru döndüğünüzde çıkmaz sokağın dibindeki han gibi binanın içinde bulunuyor. Bir üst kata çıktığınızda çok sevimli ve hoş bir havası olduğunu göreceksiniz. Bira seçenekleri çok fazla. Tahmin edersiniz ki tadları da birbirinden farklı. Alkolle aram çok iyi olmadığı için hepsini denemedim, yalnız şu meyveli biranın tadı çok güzeldi.

Yeme, içme ve alkol yorumlarım bu şekilde.

 

Bizim Türkler

Yukarıda yazdığım kişilere ek olarak kaldığım hostelde bir kaç Türk’e daha denk geldim. İtü’de bilgisayar mühendisliği okuyan Cemal isimli bir arkadaşa denk geldim ilk olarak. Sonra Polonya’da Erasmus yapan biri memleketlim Elazığlı diğeri Trabzonlu iki arkadaşa denk geldim. Polonya görmüş oldukları için Lviv kendileri çok basit gelmiş. O yüzden bir sonraki durağım Polonya veya Belarus olabilir. 3. olarak ise maalesef Urfalı 40lı yaşlarında garip birisine denk geldim. Maalesef dememin sebebi tabii ki Urfalı olması değil kendisinin dilim dönmüyor demeye ama yobaz ve itici bir vatandaş olması, yani insana Türkiye’nin kötü yanlarını, dehlizlerini hatırlatan bir şahıs olması. Yine de böyle güzel bir şehirde güzel insanlarla (hem yerlisi hem Türk’üyle) bir arada olmak insanın moralinin bozulmasını engelliyor. Bunun yanında acı bir gerçek daha var tahmin edebileceğiniz. Burada iş yapan bizim Türkler maalesef hem Türklerden hem de diğer turistlerden nasıl daha çok kopartırımın derdine düşmüşler. Böyle bir durumun var olduğunu bildiğim için şahsen yaşamadım gerçi. Gittiğiminin 2. veya 3. günü Rynok meydanında birisine çat pat İngilizcemle adres sormaya çalışırken ‘abi ben Türk’üm ya’ cevabıyla karşılaşmıştım; Konya’da emlakçılık yapan Mehmet isimli bu arkadaştan ve 8. veya 9. gün tramvayda tanıştığım Nurullah abiden de aynı şeyleri duydum maalesef. Bunları ayrıca tahmin ettiğim için adımımı dahi atmadım bu yerlere. Muhteşem bir apartmanın ve atmosferin tam dibindeki Gloria Cafe‘ye dahi insan giderken çekiniyor, ben önünden geçmek dışında uğramadım bile. Gerisi sizin bileceğiniz iş. Gidip kendi gözlerinizle görüp kendiniz yorumlayabilirsiniz.

Tren istasyonu konusuna gelince çok kısaca anlatmam gerekirse gelmeme 1 gün kala Ternopil şehrine gittim. 2 saatlik uzaklıkta olduğu için ve Lviv’de artık yapacak bir şeyim kalmadığı için trene binip gitmek istedim. Öncelikle tren biletleri için tren istasyonuna gitmenize gerek yok. Merkezden biletinizi alabilirsiniz ama nerede satıldığını öğrenemedim. Bizim zırt pırt yakarak veya yıkarak yok etmeye çalıştığımız Haydarpaşa kadar olmasa da gayet güzel ve tarihi bir garları var. Bileti internette yazılanlardan daha ucuza yani 28 grivnaya (4 lira) aldım Lviv-Ternopil yolculuğu için. İki şehir arası, Lviv’e 10 dakika mesafede küçük bir kasaba haricinde uçsuz bucaksız çayır ile çevrili. Ternopil ise çok küçük ve çok basit bir şehir çok gezmemiş olsam da. Tren garı zaten şehrin dibinde. Ana meydanlarında Opera binası var. Gelirken ise şöyle bir sıkıntı yaşadım; uçağım öğlen 11’de olduğu için tren biletini gece 4,30’a almıştım. Baktım ki saat daha 12, geri gidip biletimi değiştirmek istedim ama yeni bir tane almak zoruna kaldım. Diğer biletin ücret iadesi için ise bana bir belge verdiler, Türkiye’ye gidince bankaya gidip paramı alabilecekmişim. Tabii ben Rusça veya Ukraynaca bilmiyorum, onlar İngilizce bilmiyor, çat pat anlaştık. Ama İngilizcemin çok berbat olduğunu işte o zaman anladım. İşin içine berbat aksan girince Lviv’de hadi neyse ama diğer şehirlerde el kol hareketleri bile işe yaramıyor maalesef.

Lviv Tren Garı - Dışarıdan

Lviv Tren Garı - İstasyon

İçerinden Lviv Tren Garı

Lviv Tren Garı - Gece

Ternopil’den trenle geri dönerken kompartımandaki herkes yataklı bilet almış. Ben bilmediğim için yataksız (daha doğrusu çarşaf ve yastıksız) bilet almıştım ama montumu yastık yapıp ve saatimi kurup kıvrılıp yattım. Bana ilginç gelen ise, kompartıman görevlisi dayının animasyon veya gizem filmlerinden fırlamışçasına sert suratlı, hafif göbekli, iri kıyım bir adam çıkması. Lviv’e 15 dakika kala sağolsun uyandırdı beni ama osmanlı tokadı atsa şaşırmayacaktım, trenle o kadar uyumlu hale gelmiş ki ciddiyetinden dolayı fotoğraf çekmeme izin vermedi. Ancak iyi ki o tren yolculuğunu yapmışım diyorum. Okuduğum yorumlarda herkesin trendeki o kesif kokudan bahsetmesi midemi bulandırmıştı ama nedense bana hiçbiri denk gelmedi.

Lviv'de bir kahveci ve kavanozTren demişken beni çok şaşırtan ve duygulandırmak demeyelim de ‘vay be’ dedirten bir şeyden daha bahsedeyim. Kaldığım yerin arka taraflarını yani Potocki Sarayı‘nın civarını gezerken küçük bir şehiriçi tren istasyonuna denk geldim. Oradan tekrar merkeze doğru dönerken vakit biraz erken olduğu için henüz açılmamış küçük bir kahveci gördüm. Ne var bunda demeyin, ilginç olan kahvecinin tezgahınının kenarında bahşiş için bırakılan kavanozun dolu olması, dolu derken para ile yani. Ama gel gelelim ki bir kişi bile tenezzül etmemiş parayı alıp kaçmaya. Hatta kaçmaya ne gerek var, elini uzat al götür. Kimsenin ruhu bile duymaz orada. Ülkemizle kıyaslamak istemiyorum ama insanın, her denk geldiğime söylediğim gibi, Türkiye’de kazanıp orada yaşayası geliyor bu güzellikleri görünce.

Toplam 10 gün kaldığım Lviv’de uçak bileti, hostel ücreti, yeme-içme dahil tüm masraflar bana yaklaşık 1.150 liraya denk geldi. Her gün her öğün lüks yerlerde ucuz olsa dahi yemek yemediğimden ve hostelde kaldığımdan olsa gerek nispeten uygun paraya denk geldi.

Son önerim ise Lviv’e veya Ukrayna’nın Kiev gibi diğer şehirlerine kış (veya Ekim sonu gibi) değil de ilkbahar ve yaz dönemi gitmeniz daha makul olur. Yine de ne olursa olsun, hangi mevsim olursa olsun Lviv’i mutlaka görün.

Bir Cevap Yazın